Kapat
Haberler 0

Korona Virüsü Erken Teşhis Edilebilir Mi? Bazı Faydalı Bilgiler!

Korona virüsü konusunda erken teşhis için pek çok kişi uzun süreli bir duruma girişti. Özellikle insanların bu konuda uzmanların aracılığı ile çözüm bulması ve bu çözümleri kendine has bir yapıda ilerletmesi için gerçekten farklı araştırmalar var.

Çin’de çıkan korona virüsüne dair başta sakin bir ilerleme olsa da şuan bütün dünya alarmda. En azından belirli bir süre sonra bu konu daha da detaylanıyor. Bu konu kısa bir gündem olmayıp uzun süre üzerinde düşünüp çözüm arayacağımız bir konu olduğu için de yazma ihtiyacı hissettik. Peki ama korona virüsü ile ilgili çabalar nelerdir ve bu durum erken teşhis edilebilir mi? Gelin size genel deyimlerimizi ve toparladığımız bilgileri sunmaya başlayalım.

Korona Virüsü Hakkında Bazı Faydalı Bilgiler

Aslında bu yazımızda genel bir rehber içeriği sunmak istiyoruz. O yüzden daha çok haberden ziyade bilgileri derlediğimiz bir yazı olacak bu. Gündemin ilk sırasına oturan ve hepimizi etkisi altına almış olan bu virüs, hızını tüm dünyada etkin bir şekilde sürdürürken detayların tamamını ortaya çıkarıyor.

Covid-19 ismiyle karşımıza çıkan bu virüs türü, tutarsız pek çok bilgiye  göre yanlış anlatılabiliyor. O yüzden burada biraz daha genel bilgiler vermek istiyoruz. Bildiğiniz gibi korona virüsü 2019 yılında karşımıza çıkmış bir virüs. Haliyle de insanlar için çok yeni. Bu da aşı olarak çoğu şeyin eksik olmasına neden oluyor.

Bugüne kadar karşımıza pek çok şekilde çıkan bu hastalık, aslında başlarda bu kadar tehlikeli değilmiş. Zaman içerisinde evrim geçirdiği için bu boyutlara varmış diyebiliriz. Bu hastalığın iki tane taşıyıcısı bulunuyor. Bunların ilki yarasalar, ikincisi ise pongolin ismi verilen hayvanlar oluyor. Pongolin hayvanına yabancıysanız aşağıdaki videoyu izleyerek bilginizi tazeleyebilirsiniz. En azından bu konuda daha önce bir deneyiminiz yoksa size dair de etkin bir yere ulaşmış olursunuz.

Pangolin canlısının nesli tükenmek üzere. Japonlar ve Çinliler bu hayvanı yemek ve derisini farklı şekillerde kullanmak suretiyle avlıyorlar. Yani yine bir yemek durumu söz konusu taşıyıcı olması adına. Çin üzerinde de önemli bir kullanıma sahip. Tıpkı kocakarı ilaçları gibi bu ürün çok tüketiliyor. Tamamen de şifa niyeti ile ön plana çıkarılıyor diyebiliriz.

Yarasa da uzun süredir Çin mutfağında yenen bir yemek. Ama tabi hasatlığın yayılımı için yenmesinden ziyade hazırlanması süreci bizleri etkiliyor. Bu yüzden de geleneksel olarak organize edilen bu yemek yüzünden bu virüsün yayıldığını söyleyebiliriz. 

Çin Mutfağının Suçu Nedir?

Aslında bu yemek için Çin mutfağının suçu ne kadar var dersek tartışmalı bir konu olur. Yemek işi biraz kültürel bir konu oluyor. Bizim kurban bayramlarımız başkalarına göre vahşi gelebilirken, başkalarının kültürel yemekleri de bize vahşi gelebilir. O yüzden bu konuyu tartışmanın dışında bırakıyoruz.

Ülkemizin gündemini yoğun olarak meşgul eden bu hastalık için insan üretimi bir komplo diyenler de yok değil. Ama uzmanlar bu durumu araştırarak bu hastalığın bir insan üretimi olmayacağını kanıtladılar. Bunun için iki farklı soru ve örnek var. Bunlar sırasıyla:

  • Diyelim ki Çin böyle bir silah yapmak istedi. Bunu neden kendi laboratuvarında burnunun dibinde yapsın? Dünyanın her yerine rahatlıkla taşınabilecek bir virüs için kendi ülkesini seçmesi bu durumu komplodan çıkarıyor. Kırgın ekonomisini iyice çökertmek uğruna böyle bir savaşa girişebilir mi? Hiç zannedilmiyor bilimciler tarafından.
  • Biyolojik silah olarak bakacak olursak da son derece etkisiz olduğu görülüyor. Çünkü bu durumda emsallerine bakarsak, çok daha güçlü ve ölümcül silahlar bulunuyor. İnsanlarla buluşma hızı düşük ve öldürücülük oranı oldukça düşük olan bu virüs, kesinlikle biyolojik silah olarak görülmüyor.

Çin bu virüs ile ilgili tespitlerini yaptığı süreçte, parmak izi ve diğer bütün seçenekleri dünyaya ile paylaştı. Çünkü kişilerin RNA yapısını ve özellikle virüse dair bütün bilgileri paylaşan Çin, bu duruma dair derhal bir aşının ya da ilacın bulunması için çaba sarf edilmesini istiyor. Haliyle de bunun için uzun bir süreç gerekiyor diyebiliriz. Dört bir koldan teşhis için insanların uğraştığı bu virüs hastalığı için, pek çok ülke hala çabalıyor. Bazı ülkelerde teşhis için bir cihaz bulunmuyor. Hatta çoğu ülkede bu konuda bir teşhis aracı yok. Haliyle bu da yayılımın hızlanmasına neden olan bir durum oluşturuyor.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca tarafından yapılan açıklama ilk olarak 10 Mart 2020 tarihinde gerçekleşti. Bu tarihte hasta sayısının 5 olduğu duyuruldu. Hatta onun da videosunu buraya bırakalım.

 

Korona Virüsünün Aşısı Ya Da İlacı Var Mı?

Belki de en çok sorulan soruların başında bu geliyor. Şuan virüse dair aşı geliştirme çabası bütün dünya tarafından dört kolla sürüyor diyebiliriz. Devletler için bu durum özellikle ekonomik çöküşü önlemek adına da önemli bir adım olacak. İlacı bulan devletin ve şirketin de milyarlarca dolar gelir elde etmesi demek bu.

İsrail Bilim ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan duyuruya göre MIGAL isimli bir aşı bulunmuş. Ama bu aşının gerçek manada fayda sağlanması için üretilme süreci birkaç yılı bulacak gibi görünüyor. Bu hastalığa dair erken teşhis için ülkemizde üretilen bazı ürünler var. Son günlerde bunun duyurusu yapılırken, yerli solunum cihazının üretilmesine dair de bazı duyurular yapıldı.

Korona Virüsünün Belirtileri Nelerdir?

Bu virüsün belirtilerine pek çok kişi hakim. Ama buraya kadar gelmişken gelin bir de üzerinden geçelim ve konuya dair de etkin bir çalışma yapalım istiyoruz.

  • Yüksek ateş durumu,
  • Kuru öksürük durumları,
  • Balgam ve yorgunluk,
  • Nefes darlığı çekme durumu,
  • Eklem ve kas ağrısı durumları gibi belirtiler şu an için öncelikli belirtiler oluyor.

Bu belirtileri takip eden şeyler de var. Mesela baş ağrısı, titreme ve ishal gibi durumlar da bu hastalık için önemli bir seçenek oluşturuyor. Analizlere bakarsak belirtilerin %87,9 luk bir oranında yüksek ateş bulunuyor iken 67,7 lik oranında kuru öksürük bulunuyor.

Korona Virüsüne Karşı Nasıl Korunmalıyız?

Virüsün yayılım hızı tam olarak şu şekilde:

Öldürücü olan ve henüz bir şekilde aşısı olmayan bu ilaç için kesinlikle korunmak gerekiyor. Bir şeylerden korunarak ihtimali en aza indirmek mümkün oluyor. Peki ama hangi aşamalar var dikkat etmemiz gereken? Gelin göz atalım.

  • Kişisel temizliğimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Ellerimizi en az 20 saniye sürecek şekilde sabunla yıkamamız öncelikli yapılması gereken işlemler arasında yer alıyor. Sabun çok etkili ve ekonomik bir korunma yöntemi oluyor.
  • Kamuya açık alanlarda yüzeylere dokunmak da büyük bir sorun olabilir. Bu yüzden ellerimizi sık sık yıkamalıyız.
  • Maskeler hastalığa karşı korumuyor. Bu yüzden hasta olduğunuzdan şüphe duyuyor iseniz maske kullanın diyebiliriz. Maskenin amacı başkalarına bulaştırmamak oluyor.
  • Dezenfektan kullanırken %60 ve daha fazla oranlarda alkol içeren ürünleri kullanmak gerekiyor.
  • Ortak alanlarda ekstra dikkatli olunmak gerekiyor.
  • Öksürme ve hapşurma gibi durumları ellerinizle değil, kolunuzla kapatarak önleyin. Yani öksürürken vs. ağzınızı elinizle değil kolunuzla kapatın.
  • Yere tükürmemek gerekiyor. Çünkü bizler de bir insanız.
  • Sosyal mesafeler çok önemli. En az 1 metre mesafe bırakarak kişisel korunma işini çözümleyebiliriz.
  • Kişisel karantina kurallarına kesinlikle uymalıyız. Sıkça havalandırma yapmalıyız. Çevrenizi ve sizi doğrudan koruyacak bir durum olacaktır bu da.
  • Kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir an var ise ve bu süreçte yanınızda insanlar var ise kesinlikle temasınızı da kesin.

Aşağıda salgınlarla ilgili bir belgesel bulunuyor. Bu konuda detaylı bir analiz ve söyleşi olan bu videoya da göz atabilirsiniz.

Ceren {Ceren}

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir